Sülûkun Mertebeleri / Verâ

Verâ lügatta; şüpheli olan şeylerden kaçınmak mânâsında kullanılır. Helal ve haram aşikar olarak ortada olduğuna göre; bir de dikkate alınması lazım gelen şüpheli şeyler vardır.

Mü’niinin şüpheli şeyler hususunda iradesini tayin edecek merci, kalbidir. Mü’minin kalbi onun danışması gereken manevî müftüsüdür. Eğer bir hususun-haramlığı veya helalliği mevzuunda şüpheye sahipse, vicdanına danışır. Takva ölçülerinin verdiği hassasiyete göre, o hususun haramlığı ve helalliği mevzuunda kalbi bir kanaate varır. Ve bu kanâatini ameliyle tatbik eder.

Eğer haramsa ondan kaçınır , helalse gönül rahatlığıyla alır. Nitekim bir hadis-i şerifte: “Kalbinin zerre kadar da olsa şüpheye düştüğü birşeyi terket” buyrulmuştur. Kalbin birşeye ait şüphe duyması, o şeyin haram olduğuna delildir. Kalbin o şey hakkında itimâd ve sükûn bulması ise, o şeyin helâl olmasına delildir. Sâlike verâdan daha güzel bir haslet yoktur. Çünkü bütün hasletlerin en güzeli ve efdali verâ’dır.

Câbir hazretleri’nden rivayet edildiğine göre bir hadis-i şerifte şöyle buyrulur: “Bir gün bir kimse; Resûlullah’ın huzurunda güzel ahlakıyla, ibadetiyle, itaatıyla, cihadıyla ve hayrâtıyla zikredildi. Diğer bir kimse ise verâ sahibi olmasıyla övüldü.

Bunun üzerine Rasûlullah efendimiz(sav) şöyle buyurdu. “Hiçbir şey verâ’ın yerini tutamaz. Zira verâ, hasletlerin en güzelidir”. Diğer bir hadis-i şerifte Resûlullah efendimiz(sav) şöyle buyuruyor. “Dinimizin özü verâ’dır.” Şibli hazretlerine vera hakkında sorulduğunda şu cevabı verdi.”Halkın Hak canibinden başka yöne yönelmemesidir”.

Havastan bazılarına vera sorulduğunda ise; “ister kızgınlık anı olsun isterse rızâ, daima Hakk’la mükaleme eylemendir” diye cevap verdiler.

Minhacü’l Fukara
İsmail Ankaravî Dede

Merâtib-i sülûk (Sülûkun mertebeleri) ve Yüz Mertebe

0