Teslimiyet Nedir ?

Teslimiyet Nedir ?

Gayb âleminden zuhur eden şeylere razı olmaya teslimiyet denir.

Yağmurun yağması, rüzgârın tesiriyle meydana gelen hâdiseler, bitkilerin yeşermesi, ölmesi, zelzele gibi felâketler vs. bütün hepsinin Allah’ın iradesiyle olduğunu kabul etmek ve teslim olmak, teslimiyetin şartlarından en önemli olanıdır.

Kaza ve belâ yalnızca Allah’tan gelir. Meşîet-i Hüdâ (bütün bunların Allah’tan neş’et etmesi) ilim ve hikmete tâbidir. Hikmeti olan şey abes olmaz. Ve o hükme itiraz edilemez. Sırrını bilemediği şeyde, kulun yapması gereken en elzem şey teslimiyettir. Ve kaza-yı Hakk’a teslim olmaktır.

Meselâ bir kimse, dünyada olan birtakım ahvalin, akla ve mantığa aykırı olduğunu görse bile bunlara itiraz etmemesi lazımdır. Çünkü herşey Allah’ın takdîriyledir.
Meselâ, zâlimin âdil olan bir kimseyi yenmesi, bir ümmetin peygamberine karşı olan zıtlığı, âlim olan kimsenin itibar görmeyip, câhil olan kimselerin itibar görmesi gibi hadiseler her ne kadar zahiren mantığa zıt gibi gözüküyorsa da, bunlar Allah’ın takdiriyle olan şeylerdir. Çünkü bunların vuku bulması vaciptir. Ve Hakk’ın muktezâsıdır. Ve hepsi de hükm-ü Hûda’dır. Asla abes değildir.

İbnü’l Farız bu mevzua münasip şöyle söylüyor:

Allah’ın takdiri asla abes olmaz, Şayet insanların fiili olmasa denge nasıl olurdu?
Eğer sâlik, hatarat (şüpheler) nevinden fikrî teşvîşe veya savaş gibi bir hadisede yakınlarını kaybetme gibi bir ızdırâba muhatap olursa, yapacağı en güzel şey, Allah’ın irâdesi doğrultusunda vuku bulan şeylere sabretmek ve teslim olmaktır. Çünkü bu nevi âfetler sâlikin terakkisi içindir. Allah istediği şeyi helak eder, istediğini ise azîz kılar.

Şeyh Abdullah Râbi şöyle dedi;

“Cengizle yapılan savaşta, Cengiz taraftarları bütün kardeşlerimi ve yaranımı katlettiler. Sıra bana geliyordu ki, kendi kendime şöyle dedim: Ey nefsim! Allah’ın hükmüne razı mısın ? Bu soruyu kendime sorduğum an gördüm ki, ölümle hayat arasında hiçbir fark yoktur. Hakk’ın hükmüne bu denli rıza göstermiş bir hâlete müyesser olduğum için Allah’a hamdettim. Cenâb-ı Allah, geriye kalan kimseleri ben de dahil olmak üzere o canilerden halâs eyledi. Benim için kurtuluşumdan daha mühim olan teslimiyetimdi.

Onun lutfun” ve cefâsına itaat farzdır
Safasını da kederini de içmek tat verir insana
Bütün işlerimde Allah’ı vekil buldum
O beni ister öldürür, isterse hayat verir.

Minhacü’l Fukara
İsmail Ankaravî Dede

Merâtib-i sülûk (Sülûkun mertebeleri) ve Yüz Mertebe

0