Şükür Nedir ?

Şükür Nedir ?

Şükür lügatte, bir nimete karşılık yapılan teşekkür ifadesidir. Istılah da ise şükür, kendisine nimet veren kimseye teşekkürü haber vermek ve ona karşı büyük ta’zimde bulunmaktır. Şükür üç şeyden ibarettir.

Birincisi dille (lisanla) yapılan şükürdür.
İkincisi, erkânıyla yapılan ameldir’.
Üçüncüsü; ma’rifetü bi’lcenândır. Yani kalbî marifettir.

Nitekim şu beyitlerde şair şöyle söylüyor:
Nimetin bence üç mânâsı vardır
Dille, elle ve huzûr-u kalp iledir Dil ile yapılan şükür elbette ki şükrün başlangıcı ve anahtarıdır. Ancak kalbî şükür, dille yapılan şükrün muteber olması bakımından önemlidir. Kalbî şükür ise kulun kendisine gelen bütün nimetleri Allah’tan bilmesidir.

Nitekim Hz. Dâvud(as)’a Allah(cc) tarafından şöyle vahyedildi: “Ey Dâvud! Bana şükret. Dâvud şöyle dedi: “Ey Rabbim sana nasıl şükredeyim? Zaten şükrün kendisi başlı başına bir nimet. Şükür nimetinden dolayı şükretmek nasıl mümkün olur ki?” Allah u Teâlâ şöyle buyurdu: Ey Dâvud! Sen, sana verilen nimeti benden bilirsen şükretmiş olursun” Bu hadisin mânâsınca, şükreden kimse, kendisini hakikî mânâda şükretmekten aciz görmelidir.

El ve dilden gelen onun şükründen âciz kahr.
Hakk’ın kulu olan kimse, kendisini Allah’a kemâliyle şükretmekten aciz görmediği müddetçe ve zâtını fânî tasavvur etmedikçe hakikî şâkir olamaz. Ve herşeyi Allah’tan bilmelidir.

İbn-i Mâce’nin rivayet eylediği bir hadis-i şerifte Resûlullah[savl şöyle buyurmuştur:
“Allah u Teâlâ(cc) Mûsa(as)’a şöyle vahyetti: “Ey Musa bana şükret! Mûsa(as)’ şöyle dedi: Ey Rabbim sana nasıl kudret yetirip de şükredebilirim ki? Allah şöyle buyurdu: Ey Musa(a.s) herşeyi (her nimeti)
benden bil ki şükretmiş olasın…”

Ehass-ı Havas’dan olan kimseler, gerek nimeti ve gerekse zahmetin cümlesini Allah’tan bilirler.

Nitekim Şeyh hazretleri Futuhat’ında şu âyet-İ kerimenin tefsirini şöyle yaptı: Âyet: “Ey Dâvud ailesi! Allah’ın nimetlerine şükretmek için çalışın. Kullarımdan hakkıyla şükreden pek azdır.” (Sebe, 13)

Yani ehass-ı havas olan kimseler, kendileri hakkında takdîr edilen herşeyi Allah’tan bilirler. Bu takdîr edilen şeyler ister zarar olsun ister kâr. işte hakikî şükür budur. Bu şekil şükredenler pek azdır, işte âyet-i kerimenin işaret buyurdukları husus ta budur.

 

Minhacü’l Fukara
İsmail Ankaravî Dede

Merâtib-i sülûk (Sülûkun mertebeleri) ve Yüz Mertebe

0