Râzı oluşla yaşayış Muhiddîn-i Arabî Hazretleri’nde nasıl bir anlam kazanır ?

Râzı oluşla yaşayış Muhiddîn-i Arabî Hazretleri’nde nasıl bir anlam kazanır ?
Kahrı ve lutfu Allah’tan bilen için, eziyet gördüğü kimselerde de Allâh’ın takdirini bulmak, teslîmiyetin mânâsının tam yansıması olarak kabul edilebilir mi ?
Açıklamanın affın hakîkati bölümü incelendiğinde, teslîmiyetsizlik gibi gözüken tavrın sebebi neye bağlanabilir ?

“…Muhiddîni Arabî Hazretleri zindanda iken, hayranlarından biri sürüne sürüne gelerek hazrete, tevekkül, kanâat, sabır ve affın hakîkatlerini sorar.

Hazreti Muhiddîn: Yarın gel de birincisine cevap vereyim! buyurur ve o zat, birinci müşkülüne cevap almak üzere zindana geldiği zaman Muhiddîn Hazretleri’nin bir kuru ekmeği yemekte olduğunu görür. Çok üzülerek bu derece sabrının sebebini sorar. İşte o esnâda hazretin bir işâretiyle bir âlem açılır ve mükellef sofraların kendisi için hazırlanmış olduğunu görür. O zaman hazret; o zâta hitap ederek: “Elimizinin altında neler olduğunu gördün mü? Ammâ bizi buraya gönderen Hakk’tır. Zindanda da yenen gıdâ ise bu kuru ekmektir. Onun için hâlimizin ve mevkîmizin îcapları hilâfına (zıddına) hareket etmeyiz. Hak’tan gelene tevekkül eder, ve sabreyleriz”, buyurur.

İkinci gün o zat yine zindana gelir. Bu defâ da hazreti zincirler içinde görür ve teessür (üzüntü) ile düşünürken, Muhiddîn Hazretleri’nin zincirlerini silkeleyip parçaladığını ve önlerinde güzel bir sâhil belirdiğini bir kayığın ise kendisini kaçırmak üzere hazır beklediğini görür. Hazret bu teklîfi de reddeder.
Üçüncü gün o zat tekrar zindana geldiğinde Hazreti Muhiddîn’in vefat etmiş olduğu haberini alarak, ağlaya ağlaya evine döner.

O gece rüyâsında, âlemi haşrı görür. Hazreti Muhiddîn’i zindana koymaya sebep olan kimselerin zincirlerle bağlı olarak cehenneme sevk edildikleri hazretin ise bunların arkasından koşarak: “Yâ Rabbî, bunlar benden evvel cennete girmedikçe, ben senin cennetine giremem!” diye yalvararak onları şefâat ve affına mazhar ettiğini görür. İşte o zaman kendisini zindanda ziyâret edip sual sormuş olan zâta dönerek: “Gördün mü oğlum bu da affın hakîkatidir!” der…”

Hz.Ken’an Rifâî | Sohbetler

0