Kelime-i Tevhidin Dereceleri

Kelime-i Tevhidin Dereceleri

Lâ İlâhe İllallâh

Allah’tan başka bir olarak bilinecek, yaratıcı denilecek, sığınılacak, ikinci bir varlık yoktur. Ancak ve yalnız bir, tek o Allah (c.c) vardır.

Lâ Ma‘bûde İllallâh

Allah’tan başka ibadet edilecek, kulluk yapılacak, Rab olarak bilinecek ikinci bir varlık yoktur, ancak O (c.c) vardır.

Lâ Maksûde İllallâh

Allah’tan başka rızası kast olunacak, maksat olarak arzulanacak ikinci bir varlık yoktur, O (c.c) vardır.

Lâ Matlûbe İllallâh

Allah’tan başka talep edilecek, istenilecek ikinci bir varlık yoktur, ancak O (c.c) vardır.

Lâ Mahbûbe İllallâh

Allah’tan başka sevilecek, sevgili edinilecek ikinci bir varlık yoktur, ancak O (c.c) vardır. Ve O’nun rızası için O’nun sevdiklerini sevmek vardır.

Lâ Fâile İllallâh

Allah’tan başka yaratıcı, fiiller meydana getirici (hayat, ölüm, rızık verme, alçaltma, yükseltme, güldürme, ağlatma vb.) ikinci bir varlık yoktur, ancak O (c.c) vardır.

Lâ Mevsûfe İllallâh

Allah’tan başka güzellik, kudret, azamet, yücelik sıfatlarına sahip ikinci bir varlık yoktur, ancak O Allah (c.c) vardır.

Lâ Gâlibe İllallâh

Allah’tan başka hükmü geçen, kuvvet sahibi ve mutlak surette galip gelebilecek kimse yoktur, ancak Allah (c.c) vardır.

Lâ Mevcûde İllallâh

Allah’tan başka gerçek varlık sahibi, varlığı kendinden, hep var olan ve hep var olacak olan, varlığı başkasına bağlı olmayan, mekân, zamanla kayıtlı olmayan, yönlerden münezzeh, ezelî ve ebedî olarak kemal sıfatlara sahip ikinci bir varlık yoktur. Ancak o Allah (celle şânühû) vardır. Bir ve tektir. Her şey, akla hayale gelen her yaratılmış, yerden göğe, arz ve arş ve içindekiler O’nun (c.c) varlığı ve var etmesi ile vardır. İşte akidemiz, inancımız, itikadımız bu şekildedir. Ehl-i Sünnet, bu tevhid üzerinedir.

Bu anlaşıldıktan sonra, ancak Allah’tan korkmalı, ancak O’na güvenmeli, ancak O’na sığınmalı, istek ve ihtiyaçlarımızı ancak O’nun verebileceğine iman etmeliyiz.

İnsanlar O (c.c) izin vermezse fayda veremezler, iş işleyemezler. O, irade eder dilerse yağmur yağar, yaprak yeşerir, rüzgâr eser, çiçek açar, hasta iyileşir, göz görür, kulak duyar, dil konuşur, ayak yürür, el tutar, kalp atar, nefes alınır, koku duyulur, sevilir, gülünür ya da ağlanır, çocuk doğar, beyin çalışır, kuşlar cıvıldar, arı bal yapar, böcek ipek örer, koyun süt verir, buğday boy verir, yıldızlar parlar, güneş yanar, dünya döner. Ve bu örnekler mahlûkatın sayısı kadar çoğaltılabilir.

O sebepten Hak yolun rehberleri tarafından:

“Allah’a giden yollar, varlığına inanmaya giden yollar, mahlûkatın nefesleri adedincedir.” buyrulmuştur.

Allah’a imanımızı kuvvetlendirmeli ve tevhid kelimesini sürekli tekrar ederek, imanımızı diri tutmalı, O’nu hatırdan hiç çıkarmadan anmalı, zikretmeliyiz.

Ve Tevhid kelimesini bize getiren şanlı ve şerefli ve pek aziz, merhametli Peygamber sallallâhü aleyhi ve sellem Efendimizin nübüvvetini, bu kelimeyi bize getirenin O Nebiy-yi Muhterem, son Peygamber olduğunu tevhid kelimesiyle beraber sürekli tekrar etmeli ve iki cümleyi birbirinden asla ayırmamalıyız.

İbrahim Hakkı HÜDAVERDİ

1