Hayır anlayışının dört esas noktada toplanmış olması ne demektir ?

Hayır anlayışının dört esas noktada toplanmış olması ne demektir ?

Hayır, dört esasta toplanır. Söz, sükût, nazar ve hareket.

Söz, Allâh’ı ve Allâh’ın hoşlandığı şeyleri söylemek… “Dedikodudan kaçıp, baş çeviren mü’minler felâh bulur” (Müminûn sûresi, 13. âyet).

Resûlullah Efendimiz de: “Ya hayır söyle ya sus…” buyurmuştur. İnsanların hayrı için konuşmak, onları hayra teşvik ve fenâlıktan çekmek için söylenen sözler, hep bu hayrın içindedir.

İkincisi sükûttur. Fakat bu susmakta, Allâh’ı düşünmek gerektir. Dil susunca dimağ (beyin) boş durmaz, düşünür. Ancak bu düşünce, şunun bunun hâline veya dedikodusuna âit şeyler olmamalıdır. Allâh’ı ve onun ilâhî azametini düşün ve etrâfına faydalı olmanın yollarını tefekkür et. Hâsılı öyle bir düşünmek ki sana: Güzîde ne düşünüyorsun? diye sorduklarında, şunu! diyebilesin. Yoksa âlemin kepâzeliğini, ayıbını, fenâlığını düşünmek değil. İşte bu türlü düşünceden uzak olan kimse hatâ işlememiş olur.

Üçüncü, nazardır demiştik. Nazar demek, bütün mevcûdâta ibret gözüyle bakmak, her şeyde Hakk’ı görmek, her bir mevcûdu Allâh’ın bir kelimesi bilip onda bir mânâ okumaya çalışmak ve bu sûretle de Allâh’ın azametini ibret gözüyle seyreylemektir. Bu nazardan başkası ise gaflettir. En büyük azap da Allah’tan gaflettir.

Dördüncüsü, harekettir. Yâni Allâh’ın emrettiği dînî vazîfeleri yerine getirmek ve Allâh’ın râzı olduğu bir iş için hareket etmek. Ya hemcinsine (yaratılmışa) yardım ya onu bir vartadan kurtarmak, bir hayır işlemeye gitmek gibi çeşitli faydalı işlerde bulunmaktır. Hakk’ın rızâsı yolunda hareket eden kimseler, bir eğlence yerinde bir sinemada bir tiyatroda bile Hakk’ın azametini seyrederler. İş niyettedir. Resûlullah Efendimiz’in buyurduğu gibi: “Amel, niyetin içinde gizlidir.” İş, bu düstûru (prensibi) hal etmektedir. Bütün amellerin bir hudûdu (sınırı) vardır. Fakat niyetin hudûdu yoktur. Onun için Fahriâlem Efendimiz: “Allah sizin amellerinize ve şekillerinize bakmaz, kalplerinize ve niyetlerinize bakar”, buyurmuştur. İşte bu yüzden ey insan, Allah senin amellerine, hayrâtına, hasenâtına (hayırlı işlerine) bakmaz. Onun sana nazarı, ancak senin bir kâmil insanın kalbine girmenledir.

Bunun dışındaki hareketler ise, yorgunluktan, hüsran ve nedâmetten (pişmanlıktan) başka bir şey değildir…

Hz.Ken’an Rifâî | Sohbetler

0