Edep nasıl tanımlanabilir ?

…Edep, kalbiyle ve hâliyle Allah’tan gãfil olmamaktır. Hiçbir sûretle de kendine vücut vermemek, yâni kendinde bir varlık görmemektir.
…Edep, her şeyi Hak’tan bilmek, fiili, fâili, mevcûdu hep Hak görmektir.

…Tasavvuf demek, edep demektir. Edep ise, göz ile Hak’tan başka bir şey görmemek, lisanla birşeye îtiraz etmemek, Allâh’ın buyruğunu tutmak, menettiğinden kaçmaktır. Bunların kendisinde yer ettiği kimse, şüphesiz adâletten ayrılamaz, kimsenin kalbini kıramaz. Hâsılı, Allâh’ın hoşnutsuzluğuna sebep olacak işlerde bulunamaz.

Şunu bilmeli ki bunların dışında haraket etmek, insanın kendi nefsine zararlıdır. Zarara sebebiyet veren en büyük zarar ise, bir insana, yaptığı fenâlık söylendiği vakit, o fenâlığı kendisine kondurmayıp saplanıp kaldığı fikir ile hareket etmesidir ki, bu kimsenin selâmeti, mutlak başına bir felâket gelmesiyle mümkün olur. Bu ise acı bir hakîkattir.

…Gıybet etmemek, tecessüs etmemek (meraklılıkla rahatsız etmemek), yalan söylememek, riyâ yapmamak hep edebin çerçevesi içine dâhildir. Benim bir kimseye yaptığım iyiliğe karşı onun kötülükle mukabele etmesinin (karşılık vermesinin) üstünde duramam, çünkü vazîfem değildir. Ondan iyilik beklemek, kadrini bilmedi demek de edepsizliktir. Sen sana düşeni yap, varsın o da kendine düşeni yapsın. Çünkü o, buna âlet olmuş, sen de ötekine. İş, onun bilmesinde değil, Allâh’ın bilmesindedir. Senin sana düşeni yapman ibâdettir. Onun da kendine düşeni yapması ibâdettir. Halbuki o iyiliği yapan sen değilsin. O kötülüğü yapan da o değildir. Bu âlem sahnesinde oynanacak piyesten her ikiniz de, istîdâdınıza göre verilen rolün îcaplarını yerine getiriyorsunuz.

Hâsılı edep, illâ edep.
Edepsizlik, ister zâhir fiiller ile tahakkuk etsin (görünen davranışlar ile meydana gelsin), sirkat (hırsızlık) gibi, dolandırıcılık gibi… ister kavlî (sözlü) fiil ile tahakkuk etsin, gıybet (dedikodu) gibi, fassallık gibi (insanların arasını açmak), yalan gibi.

Netice îtibâriyle bunların her ikisi de müsâvîdir (eşittir). O da haram, bu da haram. Zinâ etmek nasıl haram ise, gıybet etmek de öylece haramdır.

…Esâsen dervişlikten maksat da budur. Meselâ birisi sana yalan söylüyor. Bunu da sen biliyorsun. Mâdemki o Mudil (delâlete götürücü saptırıcı) ismine mazhar olmuştur; suçunu yüzüne vurup hakãret etme, ondan kaç. Dervişlik yalnız baş sallamakla olmaz. Bir derviş gıybet edemez, yalan söyleyemez, bilerek ve isteyerek kimseye kötülük edemez. Çünkü dervişlik insanlıktır. Bu yaratılış âlemi Cenâbı Hakk’ın “Kün” (ol) emrine mazhar olmuş, bu sûretle de çeşitli esmâ ve sıfât meydana gelmiş. Mâdemki sen “Celâl” ismine mazhar değilsin, kahır ve dalâlet ismine mazhar olanlara yaklaşma. Fakat tahkir de etme (hâkaret etme, küçümseme). Allâh’ın doksan dokuz isminden yalnız istediğini alıp diğerlerini atabilir misin? Tabiî atamazsın. Şu halde yaklaşma, fakat hürmet et. Kendinde kötülük olmayan kimse, başkalarında ayıp ve noksan aramaz. Şirkten kurtulmak istiyorsan, tevhîd ehli (her şeyde kaynağın Cenâbı Hak olduğunu bilerek, yapanın, yaptıranın Allah olduğu bilinciyle yaşamanın ustası) ol…”

Edepsizlik…
“…edepsizlikten maksat, vefâ ve sadâkati zedeleyen, yâni esâsa dokunan harekettir…”

Hz.Ken’an Rifâî | Sohbetler

0